Ana SayfaGündemEğirdir Gölü’nde Su Krizi: Yağışlar Riski Bitirmedi
Gündem

Eğirdir Gölü’nde Su Krizi: Yağışlar Riski Bitirmedi

Eğirdir Gölü’nde 2026’nın ilk aylarındaki yağışlarla su seviyesi yaklaşık 50 santimetre yükseldi; ancak DSİ yetkililerine göre doluluk Mart 2026’da %43’te kaldı. Tarım ve Orman Bakanlığının planı, sulama ve su kayıplarını azaltmaya odaklanıyor.

Eğirdir Gölü’nde Su Krizi: Yağışlar Riski Bitirmedi

Eğirdir Gölü, 2026 yılının ilk aylarında gelen yağışlarla geçici bir yükseliş yaşasa da uzun süredir devam eden su kaybı, Isparta’nın en önemli tatlı su kaynaklarından biri üzerindeki baskının sürdüğünü gösteriyor. Mart 2026’da DSİ yetkililerinin bildirdiği yaklaşık 50 santimetrelik yükselişe rağmen gölün doluluk oranı yüzde 43 olarak ölçüldü. Bu oran, önceki yılın aynı dönemindeki yüzde 45 seviyesinin altında kaldı.

Sultan ve Karakuş dağları arasında yer alan göl, kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 50 kilometre boyunca uzanıyor ve 3 bin 309 kilometrekarelik havzanın sularını topluyor. Türkiye’nin büyük doğal gölleri ile önemli tatlı su rezervleri arasında gösterilen Eğirdir Gölü’nün yüzey alanı, resmî tanıtım bilgilerinde geçmiş dönem için yaklaşık 517 kilometrekare olarak yer alırken, 2025’te açıklanan güncel verilerde 478 kilometrekare olarak ifade edildi. Farklı su seviyeleri ve ölçüm dönemlerine ait bu rakamlar, göldeki alan kaybının dikkat çekici boyuta ulaştığına işaret ediyor.

Eğirdir Gölü’nde iklim ve sulama kaynaklı su kaybı

Eğirdir Gölü’ndeki gerileme, tek bir etkene bağlanmıyor. İklim değişikliğiyle yükselen sıcaklıklar, azalan yağışlar, artan buharlaşma, tarımsal sulama, gölü besleyen akarsulardan alınan su ve yeraltı kuyularının kullanımı aynı su bütçesi üzerinde baskı oluşturuyor. Tarım ve Orman Bakanlığının 2025 verilerine göre, havzada son beş yılda sıcaklık 1,1 santigrat derece arttı; yağış miktarı ise yaklaşık yüzde 18 azaldı.

2024 yılı verileri, buharlaşmanın göl için oluşturduğu açığı ortaya koydu. Yağış, akarsular ve diğer kaynaklardan Eğirdir Gölü’ne toplam 372 milyon metreküp su ulaşırken, aynı yıl buharlaşma yoluyla 473 milyon metreküp su kaybedildi. Böylece yalnızca buharlaşma nedeniyle yaklaşık 101 milyon metreküplük fark oluştu.

Özellikle açık kanallı sulama sistemlerinde sızma ve buharlaşma nedeniyle önemli miktarda su kaybı yaşanıyor. Su tüketimi yüksek ürünlerin geniş alanlarda yetiştirilmesi de havzaya ulaşabilecek suyu azaltıyor. Bakanlığın koruma hükümlerinde belirli dönemlerde sulamanın yüzde 50 kısıtlanması, açık sistemlerin iyileştirilmesi ve damla sulamaya geçilmesi gibi başlıkların bulunması, tarımsal kullanımın göl üzerindeki ağırlığını gösteriyor.

Su seviyesindeki düşüş, yalnızca göl alanını daraltmıyor. Sığlaşan su daha hızlı ısınıyor; kıyıdaki sazlıklar ile diğer yaşam alanları değişiyor, çamurlaşma artıyor ve biyolojik kirlilik daha görünür hâle geliyor. Gübreler, pestisitler, evsel atıklar ve yeterince arıtılmayan suların göle ulaşması durumunda alg artışı ile su kalitesindeki bozulma riski de büyüyor.

Derinlik ve hacimde son on yılın büyük kaybı

Tarım ve Orman Bakanlığının 2025’te paylaştığı bilgilere göre gölün ortalama derinliği son on yılda yaklaşık 11 metreden 6 metreye indi. Su hacmi ise yüzde 55 azalarak yaklaşık 1,8 milyar metreküpe geriledi.

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Temmuz 2024’te göl kotunun 914,40 metreye düştüğünü, ortalama derinliğin de yaklaşık 4 metre seviyesinde bulunduğunu açıkladı. Aynı açıklamada, bu seviyenin DSİ’nin 914,62 metrelik su alma düzeyinin altında kaldığı belirtildi. Ölçüm tarihi ve yöntemine göre ortalama derinlik hesapları farklılaşsa da veriler, Eğirdir Gölü’ndeki sığlaşmanın hızını ortaya koyuyor.

Su çekilmesiyle gölün Eğirdir ve Hoyran olarak adlandırılan kuzey ile güney kesimleri arasındaki bağlantı dönem dönem kesildi. Bazı kıyılarda teknelerin karaya oturması, eskiden su altında bulunan alanların açığa çıkması ve kıyı çizgisinin yüzlerce metre geri çekilmesi, su kaybının günlük hayata yansıyan sonuçları arasında yer aldı.

2026 yağışları ve Eğirdir Gölü Su Eylem Planı

Şubat 2026’da etkili olan yağışlar sonucunda su seviyesinin yaklaşık 25 santimetre yükseldiği, daha önce ayrılan göl bölümlerinin yeniden birleştiği açıklandı. Bu artışın yaklaşık 115 milyon metreküp suya karşılık geldiği bildirildi. DSİ yetkilileri, mart ayına gelindiğinde son üç aydaki toplam yükselişin yaklaşık 50 santimetreye ulaştığını duyurdu. Buna karşın mevcut doluluk verisi, yağışlı tek bir dönemin yıllara yayılan kaybı telafi etmediğini gösterdi.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2025-2030 Eğirdir Gölü Su Eylem Planı; açık sulama kanallarının kapalı sisteme dönüştürülmesini, az su isteyen ürünlere yönelimi, kayıt dışı kuyuların belirlenmesini, gölün su bütçesinin anlık izlenmesini ve ekosistemin korunmasını hedefliyor. Yaklaşık 21 milyar liralık yatırım öngörülen plan kapsamında Aksu Havzası’ndan göle yılda 42 milyon metreküp ilave su aktarılması da planlanıyor.

Bununla birlikte 42 milyon metreküplük transfer miktarı, 2024’te sadece buharlaşmayla oluşan yaklaşık 101 milyon metreküplük açığın yarısından daha düşük kalıyor. Bu nedenle gölün geleceğinde sulama verimliliği, yeraltı sularının denetlenmesi, doğal akışların korunması ve atık su arıtmasının güçlendirilmesi belirleyici önem taşıyor.

Tektonik hareketler ve karstik süreçlerle biçimlenen Eğirdir Gölü, binlerce yıldır bölgedeki yaşamın parçası oldu. Arzava Krallığı döneminden itibaren yerleşim izleri taşıyan çevrede, Hititler bölgeyi Pitaşşa adıyla andı; Frig, Lidya, Pers, Makedonya ve Seleukos hâkimiyetleri yaşandı. Helenistik dönemde Prostanna, Parlais ve Malos kentleri kuruldu; Roma ve Bizans çağlarında Prostanna ile Hoyran çevresindeki Limnai dinî ve askerî önem kazandı. Akroterion ve Akrotiri adlarıyla anılan Eğirdir, 1204’te Anadolu Selçuklu yönetimine girdi; 1237 tarihli Eğirdir Hanı ticaret yolundaki konumun izlerinden biri oldu. Kent, 14. yüzyılda Hamitoğulları Beyliği’nin merkezi olarak Felekabad adını aldı ve 1390’da Osmanlı hâkimiyetine katıldı.

1950’lerde doğal çıkışının derinleştirilmesiyle Kovada Gölü bağlantısı güçlenen göl, 1969’da tamamlanan Boğazova Sulama Projesi sayesinde yaklaşık 25 bin hektarlık alanın sulanmasına katkı sundu. Bugün içme suyu, balıkçılık, turizm ve tarım için kullanılan Eğirdir Gölü’nün korunması; yalnızca su varlığını değil, bölgenin ekonomisini, kıyı ekosistemlerini ve yaşam zincirini de ilgilendiriyor.

Yorumlar (0)

Yorumlar moderasyondan sonra yayınlanır.

İlk yorumu sen yaz.